Son güncellenme :07.10.2017 11:53

Anasayfa > Anasayfa > 5. DÖNEM 1. BAŞKANLAR KURULUMUZU GERÇEKLEŞTİRDİK

07.10.2017 Cts, 11:53

5. DÖNEM 1. BAŞKANLAR KURULUMUZU GERÇEKLEŞTİRDİK

5. Dönem 1. Başkanlar Kurulumuz, 30 Eylül – 1 Ekim tarihlerinde, Şube ve İl Temsilcilik Başkanlarımızın geniş katılımıyla Ankara’da gerçekleştirildi.

İlk gün, Atatürk’e ve onun var ettiği Cumhuriyetin değerlerine karşı son zamanlarda giderek artan saldırılar nedeniyle Anıtkabir ziyareti gerçekleştirildi.

Ülke gündemi, sendikal süreç, örgütlenme çalışmaları, eğitim-öğretim sistemine ilişkin sorunlar tartışıldığı kurulda, aşağıda yer alan sonuç bildirgesi hazırlandı.

 

EĞİTİM-İŞ 5. DÖNEM 1.BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ

30 Eylül – 1 Ekim 2017

15 Temmuz darbesini fırsat bilerek ülkeyi KHK’ler ile yöneten AKP, her geçen gün demokrasiden uzaklaşarak Türkiye’yi anti demokratik bir ülke konumuna getirmiştir.

On binlerce kamu emekçisi yargı kararı olmaksızın görevinden uzaklaştırılmış ya da açığa alınmıştır. Her türlü demokratik hak, grevler, gösteriler, toplantılar, OHAL kapsamında ertelenmekte, iptal edilmekte hatta yasaklanmaktadır.

Bunun en son ve en vahim örneğini 30 Eylül 2017 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı önünde, Atatürksüz ve gerici müfredata karşı gerçekleştirdiğimiz ve en demokratik hakkımız olan basın açıklamamız sırasında gördük. Siyasi iktidardan aldığı emirle, polis sert bir şekilde müdahale etmiş, Genel Başkanımız ve Genel Sekreterimiz darp edilmiştir. Başkanlar Kurulu olarak eğitim emekçilerine yapılan bu saldırıyı kınıyoruz. Baskılarla, polis müdahaleleri ile geri atmayacağımızı, Atatürksüz müfredatı her koşul altında reddedeceğimizi ilan ediyoruz.

Yandaş sendika kaynaklı müfredat taslaklarının gündeme geldiği ilk günlerde, eğitimin laik ve bilimsel özelliklerinden uzaklaştırılacağını, gerici ve Atatürksüz bir müfredatın geleceğini kamuoyuna bildirmiştik. Bakanlık tarafından müfredat yayınlandığında kaygılarımızda haklı olduğumuz ortaya çıktı. Bakanlığın sadeleştirme adı altında müfredattan sadece laiklik ve Atatürkçülük ile bilimsel konuları çıkardığını ya da daralttığını gördük. Örneğin evrensel bilim açısından tartışma götürmez bir gerçek kabul edilen evrim teorisi müfredattan çıkarıldı.

Bu müfredatın ürünü ders kitapları yanlışlarla doludur ve bilimsellikten uzaktır. Kontrolsüz bir şekilde liyakatsiz kişilere yazdırılan ders kitapları daha ilk günden yoğun eleştirilere maruz kalmıştır. Bilimsel ve laik bakış açısıyla zaten kontrol edilmeyen bu kitaplar öyle görünmektedir ki siyasal iktidarın dahi hoşuna gitmeyecek ifadeler nedeniyle ya toplatılmıştır ya da sayfaları yırtılarak dağıtılmıştır.

AKP iktidara geldiği günden bu yana laik ve bilimsel eğitimle savaş halindedir. Özellikle 4+4+4 sistemiyle birlikte Cumhuriyetin kurucu değerlerinden olan laiklik aşama aşama yok edilmektedir. Bütün okulların seçmeli dersler aracılığıyla imam hatipleştirilmesi, imam hatip okullarına sınırsız teşviklerin sunulması, bu yöntemlere rağmen yeterli başarıya ulaşan öğrenci bulunmadığında ise zorlamayla boş kontenjanların doldurulması yoluna gidilmiştir. Başta imam hatipler olmak üzere tüm okullarda karma eğitimden uzaklaşma faaliyetleri tam gaz sürmektedir. Özellikle kız öğrenciler “açık öğretim” yoluyla örgün eğitimden uzaklaştırılmaktadır. Kız çocuklarımız eve kapatılmak istenmekte, çocuk gelinler ve emeğin sömürülmesi anlamında da çocuk köleler yaratılmaktadır.

Eğitim sistemimizin temel sorunlarını çözme noktasında politikalar geliştirmeyen eğitimden sorumlu kurumlar, sınav sistemleri üzerinde oynayarak eğitimin mevcut sorunlarını daha da ağırlaştırmaktadır.

Tek adamcılığın açık bir sonucu olarak, AKP tarafından tüm sorunların çözümü olarak sunulan TEOG sınavları, hiçbir bilimsel çalışma yapılmadan, yerine ne getirileceğini Milli Eğitim Bakanının dahi bilmediği bir zamanda kaldırılmıştır. Eğitim-İş öğrencilerin yarış atına dönüştürüldüğü sınavlara karşıdır. Bilimsel, demokratik, kamusal eğitim verilen bir ortamda bu sınavlara ihtiyaç kalmayacaktır. Ancak bu ortam oluşuncaya kadar öğrenci ve velilerin beklentilerini karşılayacak ölçme ve seçme sisteminin olması gerekir.

Türkiye’nin milli gelirinin artmasıyla övünen siyasal iktidar, emekçilere açlığı ve sefaleti reva görmektedir. AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte “olağanüstü” bir hızla büyüyerek “yetkili” olan konfederasyon, her toplu sözleşme döneminde olduğu gibi bu dönemde de memurları buçuklu zamlara mahkum etmiştir. Enflasyon ile birlikte doğrudan ve dolaylı vergilerin arttırılması sonucu memur ezdirilmiştir. İşin doğrusu yandaş sendikacılıkla zaten bu sorunların aşılması beklenmezdi. Başkanlar Kurulumuz emeğin hakkını alabilmesinin yolunun sınıf sendikacılığından geçtiğini bir kez daha yüksek sele dile getirmektedir.

Eğitim İş bu güne kadar olduğu gibi, eğitim emekçilerinin umudu olmaya devam edecektir. Atatürk ilkelerinin ve bilimsel, demokratik, parasız, kamusal ve laik eğitimin yılmaz savunucusu olacaktır.

Yaşasın Eğitim İş!

Yaşasın Birleşik Kamu İş!

Bu yazıyı sosyal medyada paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

*