Son güncellenme :03.09.2016 9:59

Anasayfa > Anasayfa > Basın Açıklamamız,

03.09.2016 Cts, 9:59

 Değerli Basın Mensupları;

basınaçıklama03072016.jpg2Hepinizin bildiği üzere ülkemizde, 15 Temmuz gecesi, demokrasiye inanan hiçbir yurttaşın kabul edemeyeceği bir darbe girişimi yaşandı. Bu girişim tam olarak darbe amacı taşısa da aslında hepimiz; devlet içinde yuvalanan bir gerici çetenin, devleti ele geçirme cinnetine şahit olduğumuzu biliyoruz.

Bizler Laik Cumhuriyet’in eğitimcileri olarak yıllardır, inançsal ortaklıkla bir araya gelmiş gibi görünen bu çetelerin, Ulus Devlet’i ve Laik Cumhuriyet’i yok etmek için oluşturulmuş gerici çeteler olduğunu belirtiyor, bu ve benzeri tehlikelerin giderek daha çok büyüdüğünü ifade ediyorduk. Ve gelinen süreçte, ülkemiz tarihine bir utanç tablosu olarak geçen, 15 Temmuz darbe girişimi yaşanmış oldu.

Ancak, yakın geçmişten biliyoruz ki, bu çetelerin devletin bütün kademelerine sızmalarına türlü kolaylıklar sağlandı; özel kanunlarla, özel uygulamalarla, devletin tüm olanakları hizmetlerine sunuldu. Beraber yürünen bu yol ise, yüzlerce yurttaşın sokaklarda yaşamını kaybettiği, halkın temsiliyetini ifade eden meclisinin bombalandığı karanlık bir gecenin ardından, parlamenter demokrasinin askıya alındığı bir OHAL ‘le son buldu.

Cumhuriyetimiz kuruluşundan 93 yıl sonra yaşanan darbe girişiminden de, Olağanüstü Hal ilan edilmiş olmasından da ülkemiz adına utanç duyuyor ve bu acıları yürekten hissediyoruz.

Değerli Basın Mensupları:

Yaşanan bu darbe süreci aslında gerçek demokrasinin ne kadar yaşamsal olduğunu göstermekle kalmamış, ülkemizi yönetenlere çok önemli dersler de vermiştir. Devletin inançlara eşit mesafede durması gerektiğini yani devletin ayakta kalmasında Laikliğin ne kadar hayati olduğunu; devletin yapılanmasında ablaların –abilerin değil, kariyerin esas alınması gerektiğini; cemaatin- tarikatin değil, liyakatin öne çıkarılması gerektiğini açıkça göstermiştir. Ancak üzülerek görüyoruz ki bu minvalde bu güne kadar yapılan binlerce nasihate kulaklarını tıkayanlar, yaşanan bir musibetin ortaya çıkardığı sonuca da gözlerini kapatmaktadırlar.

15 Temmuz Darbe sürecinden sonra 23 Temmuz 2016 tarihinde çıkarılan OHAL Kararnamesi ile 1000’in üzerinde Fetö okuluna el konulmuş, tüm taşınır ve taşınmazlarıyla birlikte hazineye devredilmişti.

Bursa’da ise el konulan fetö okulu olarak 32 okul olduğu ilan edilmişti.

Bu okulların yeni eğitim öğretim yılında devlet okulu olarak hizmet edeceği bildirildiği için bizler de kamuya aktarılan bu okulların hangi tür okul olarak hizmet vereceği konusunda, Bursa’nın gerçek ihtiyaçlarına göre belirlemeler yapılacağını beklerken, Bursa’nın eğitimini yöneten görevliler yine o eski alışkanlıklarla, ellerindeki olanakların çoğunu İmam Hatip Okullarına tahsis etmişlerdir.

Bu uygulamayla el konulan:

* Gemlik’de bulunan ÖZEL AÇILIM TEMEL LİSESİ binasına Meslek Lisesi Taşınmıştır.

* Mustafakemalpaşa’da  bulunan ÖZEL NİLÜFER İREM İLKOKULU ve ÖZEL NİLÜFER İREM ORTAOKULU binaları Sağlık Meslek Lisesi olarak dönüştürülmüştür.

* Nilüfer’de bulunan ÖZEL İLKBAHAR İLKOKULU ve ÖZEL İLKBAHAR ORTAOKULU binalarının bir bölümü İlkokul olarak, bir bölüm ise Nilüfer İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Hizmet Binası olarak planlanmıştır.

* Nilüfer’de bulunan ÖZEL NİLÜFER BİREY FEN LİSESİ ve ÖZEL NİLÜFER BİREY ANADOLU LİSESİ binaları kiralık binalar olduğu için yalnızca kapatılmıştır ve kullanılmayacaktır.

* Yenişehir’de el konulan ÖZEL YENİŞEHİR TEMEL LİSESİ okul binasının Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne ait olması nedeniyle kullanılamamıştır.

* Osmangazi’de bulunan ve el konulan 2 okuldan; ÖZEL BURSA TEMEL LİSESİ hazinenin devir işlemlerini tamamlamaması nedeniyle atıl durumda kalmış; ÖZEL BURSA İPEKŞEHİR TEMEL LİSESİ ise Osmangazi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Hizmet Binası olarak planlanmıştır.

* İnegöl’de bulunan ÖZEL İNEGÖL YENİBAHAR ORTAOKULU okul olmaya uygun olmadığı için Halk Eğitim Müdürlüğü’ne devredilmesi kararlaştırılmıştır. Ortaokul olmaya uygun olmayan bu binanın Özel Ortaokul olarak kullanıldığı dönemde resmi onayında hangi yetkililerin imzalarının bulunduğunu da merak etmekteyiz.

* İnegöl’de bulunan ÖZEL NİLÜFER SAFVET İLKOKULU ve ÖZEL SAFVET ORTAOKULU birleştirilerek İmam Hatip Ortaokulu yapılmıştır.

* İnegöl’de bulunan ÖZEL NİLÜFER HACI KEMAL ANADOLU LİSESİ ile ÖZEL NİLÜFER HACI KEMAL FEN LİSESİ’ de kapatıldıktan sonra İnegöl’deki Erdem Beyazıt İmam Hatip Lisesi’ne tahsis edilmiştir.

* İnegöl’de bulunan ÖZEL DEVRİM KOSOVA İLKOKULU, ÖZEL DEVRİM KOSOVA ORTAOKULU ve ÖZEL KOSOVA UFKUM İLKOKULU’da sahiplerinin fetö ile bağlantıları olmadıkları itirazı nedeniyle olduğu gibi bekletilmektedir.

* Nilüfer’de bulunan aynı bahçe içindeki binalarda faaliyet gösteren ÖZEL RAFET KAHRAMAN ANADOLU LİSESİ, ÖZEL MACİDE KAHRAMAN İLKOKULU, ÖZEL NİLÜFER ANADOLU LİSESİ, ÖZEL NİLÜFER FEN LİSESİ, ÖZEL NİLÜFER İLKOKULU ve ORTAOKULU binalarının bir kısmı Ortaokul olarak, bir kısmı da İmam Hatip Ortaokulu olarak dönüştürülmüştür.

* Yine Nilüfer’de bulunan ve el konulan ÖZEL BURAKHAN İLKOKULU ve ORTAOKULU binaları da, Nilüfer Anadolu İmam Hatip bünyesinde bulunan imam hatip ortaokulu kısmına tahsis edilerek, İmam Hatip Ortaokulu yapılmıştır.

* Mudanya Yolu Üzeri Çağrışan Köyü civarında bulunan ve 3 binası olan ÖZEL NİLÜFER BADEMLİ İLKOKULU ve ORTAOKULU, ÖZEL NİLÜFER ANADOLU LİSESİ ile ÖZEL NİLÜFER FEN LİSESİ binalarının bir bölümü, Güzelyalı’da bulunan Mudanya Anadolu İHL’sine; bir bölümü de Mudanya’da bulunan Hatice İsmail Hakkı Kayan İmam Hatip Ortaokulu’na tahsis edilmiş; bir bölümünde de Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi açılmıştır.

* Yıldırım’da bulunan ÖZEL NİLÜFER YILDIRIM İLKOKULU ve ORTAOKULU binaları da İmam Hatip Ortaokulu’na dönüştürülmüştür. Üstelik çok yakınında Gülçiçek Hatun Kız Anadolu İHL ile Necip Fazıl Kısakürek Anadolu İHL binaları bulunan bu okulun bölgesindeki ortaokul ihtiyacına rağmen, imam hatip okuluna dönüştürülmüştür.

Görüldüğü üzere, Bursa’da el konulan okullar, Bursa’nın ihtiyaçlarına göre değil, iktidar partisinin eğitime bakışına göre planlanmıştır. İmam Hatip okullarının diğer tüm okul türlerinden daha üstün görüldüğü bir anlayışla tüm olanaklar imam hatip okulları için

kullanılmıştır. Oysa ki Bursa’nın İmam Hatipli öğrenci sayısı, zaten Türkiye ortalamasının çok üzerindendir. Türkiye’de imam hatip öğrencilerinin oranı %11 iken bu sayı Bursa’da %14’lere çıkarılmış, bu dönüşümle de bu oranın daha yukarılara çıkması sağlanmıştır.

Oysa ki Bursa’nın gerçek ihtiyaçları bunlar değildir. Kentimizde akademik lise ihtiyacı en öncelikli ihtiyaçlardan birisi iken; bu okulların hiçbirisi Anadolu Lisesi’ne dönüştürülmemiştir. Halbuki öğrencilerimizin büyük çoğunluğu lise konusundaki ilk tercihlerini Anadolu Lisesi’nden yana kullanmaktadırlar. Böylesine önemli bir sanayi kentinde Meslek Liselerine yeterli önemi vermeyen, Anadolu Lisesi oranı benzer özellikteki kentlerimizin çok altında olan Bursa’da tüm bu gerçekler göz ardı edilmiş, yine o eski anlayış ve alışkanlıklarla eldeki bütün olanaklar İmam Hatipler için kullanılmıştır.

Bu uygulama bile tek başına gösteriyor ki; aslında yaşanan darbe sürecinden hiçbir ders alınmamıştır.

Darbeden sonra milletimiz birleşti diye göstermelik beyanatlarda bulunan yetkililerin niyetinde hiçbir değişiklik olmadığını, 15 Temmuz öncesindeki “dindar ve kindar nesil” yetiştirme niyetinin güçlü bir şekilde devam ettiğini görmekteyiz.

Yıllardır yaptığımız uyarılarımızı, ülkemiz için bir kez daha tekrar ediyoruz.

Eğitim cemaat ve tarikatlara teslim edilmemelidir. Tarikat ve cemaatlerin eğitim anlayışı sahibine biat eden, verilen emirleri koşulsuz olarak yerine getiren, gerçeği sorgulama yeteneğinden uzak; robotlaşmış, ve mensup olduğu dini yapıya dair aidiyetiyle kendi ülkesine uçaklarla bombalar yağdırabilecek kadar tehlikeli bir anlayışa sahiptir.

Ülkemizde yaşanan bütün sorunların temelinde Cumhuriyet’in eğitim modelinden uzaklaşmış olmak gerçeği yatar. Bu nedenlerle Cumhuriyet’i kuran Mustafa Kemal ve arkadaşları Laik ve Bilimsel temelli eğitimi modelini tercih etmişlerdir. Bilimsel eğitim modelini tercih edenler bağımsız, özgür düşünen, aklını kullanan, sorgulayan ve doğruyu arayan özgür yurttaşlar yetiştirmeyi hedeflemişti.  15 Temmuz  bir abiye, bir hocaya, bir mollaya biat ederek yetişenlerin yarattığı karanlıktı. Bütün bunlara rağmen inanç temelli eğitimi daha fazla yaygınlaştırmak, bir cemaati tasfiye ederken başka cemaatlerin büyümesi için olanak sağlamak, ihtiyacın çok üzerinde İmam Hatip okulu

açmak ve Laik Eğitim’i yok etmek, 15 Temmuz’dan gerekli dersleri çıkartmamış olmak demektir.

Demokrasi yalnızca meydanlarda demokrasi sloganları atarak getirilemez. Demokrasiye gerçekten inananlar unutmamalıdır ki, gerçek demokrasi katılımcıdır, yani yönetme erkini elinde bulunduranlar bu erke rağmen sivil toplum örgütlerinin de görüşlerini alarak yönetmelidir.

Bursa’da eğitimi yönetenleri buradan bir kez daha uyarmak istiyoruz. Bizler sürekli alanda olan, alanın sorunlarını, ihtiyaçlarını bilen ve bunlara dair çözüm önerileri olan kurumlar olarak Bursa’nın eğitim sorunlarını konuşmaya, çözümler üretmeye hazırız.

 

 

 

Bu yazıyı sosyal medyada paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

*