Nöbet Ücreti Eğitim-İş’in Öncülüğü İle Kazanılmıştır.

Anasayfa - Ocak 7, 2016 3:56 pm A A

Son günlerde Eğitim Bir-Sen tarafından okul çalışmalarında ve basına açık gerçekleştirilen toplantılarda, öğretmenlerin nöbet ücreti kazanımının kendi kazanımları olduğuna dair ifadeler kullandığını görmekteyiz.

            Yüzbinlerce öğretmenin her türlü idari baskıya ve engellemelere rağmen gerçekleştirdiği eylemin “Nöbet Tutulan Her Gün İçin 6 Saat Ek Ders Ödenmesi” talebi, 2015 toplu sözleşme masasında Eğitim Bir-Sen tarafından “kuşa çevrilmiş” ve 2016 için haftalık 2 saat, 2017 için de haftalık 3 saat olacak şekilde imza altına alınmıştır.

Öğretmenlerin idareci baskılarına, soruşturmalara, disiplin cezalarına ve hatta davalara rağmen kararlı bir şekilde sürdürdükleri eylem için harcadıkları emek, toplu sözleşme masasında kazanıma dönüştürmek yerine, ameliyata alınmış, öğretmenlerin 3 yıllık emeği, Eğitim Bir-Sen’in neşter darbeleriyle ameliyat masasında bırakılmıştır.

Talep edilenin yarısını bile alamayan Eğitim Bir-Sen, bu başarısızlığını gizlemek için, 2012 yılında Eğitim-İş tarafından öğretmenlerin gündemine getirilen eylemlerin başlangıcını da sahiplenmeye kalkışmaktadır.

Nöbet eylemleri sürecine somut hiçbir katkı sunmayan, öğretmenler arasında fiilen nöbet tutmama boyutuna gelmiş ve yaygınlaşmış olan eylemleri imza kampanyasıyla sulandırmaya çalışan, nöbet eylemi gerçekleştiren öğretmenleri basın yayın yoluyla kınayan Eğitim Bir-Sen’in, nöbet kazanımında hiçbir katkısı olmamıştır. Üstelik sendikal eylemler nedeniyle idari işlem yapan, soruşturma açan, ders programlarını değiştirmekle korkutan, “nasıl olsa bir hata yaparsın” diye aba altından sopa gösteren okul müdürleri de, ya Eğitim Bir-Sen üyeleridir ya da Eğitim Bir-Sen etkisinde yapılan şaibeli mülakatlar sonucunda görevlendirilen okul müdürleridir. Dolayısıyla Eğitim Bir-Sen, nöbet eylemlerine yapılan idari baskıların da merkezinde olmuştur.

Hal böyle iken, hiç bedel ödemeden başkalarının emeğinin üzerine konmak ve ödenen bedeller üzerinden rant sağlamaya çalışmak en basit söylemle “emek sömürüsü” yapmaktır. Öğretmenlerin bir gün boyunca harcadıkları emeğe yalnızca 20 TL değer biçen ve mutabakata imza atan Eğitim Bir-Sen’in bu çabası, emeği değersizleştirme çabasıdır.

2012 yılında Eğitim-İş tarafından öğretmenlerin gündemine getirilen “Nöbete Ücret” talebini, 2010 yılında gündeme getirdiklerini iddia eden Eğitim Bir-Sen yetkilileri, bu çalışmalarının belgelerini kamuoyuyla paylaşmalıdır.

Aksi halde 3 yıl boyunca eylem yapan Eğitim-İş üyeleri ile, 2015 başında eylemlere katılan diğer sendika üyelerinin (Ocak 2015’te Türk Eğitim-Sen, Şubat 2015’te de Eğitim-Sen, Aktif Eğitim-Sen, Özgür Eğitim-Sen, Birlik Eğitim-Sen ve Eksen Eğitim-Sen) emeklerini çalmaya çalışmış olacaklardır.

Ayrıca, yıllardır konuşulan  3600 Ek Gösterge ile Vergi Dilimi talepleri de geçtiğimiz yıl Eğitim-İş tarafından imza kampanyalarıyla yaygınlaştırıldıktan sonra Eğitim Bir-Sen’in gündemine gelmiştir .

Eğitim Bir-Sen yetkilileri bilmelidirler ki, emek mücadelesinin güç kaynağı  işyerleridir ve emekçilerdir. Gücünü iktidar sahiplerinden alan sendikacılık anlayışı sendikal literatürde “sarı sendikacılık” olarak ifade edilir ve bu anlayış toplu sözleşme masalarında işverene boyun eğmeye mahkûmdur.

Gücünü yalnızca eğitim emekçilerinin kararlı duruşundan alan Eğitim-İş, emekçileri özlük hakları konusunda harekete geçirmeye, ortak kazanımlar için ortak mücadeleleri örgütlemeye, sendikal mücadeleye öncülük etmeye devam edecektir.

Eğitim Bir-Sen’i “Nöbete Ücret” talebini 2010 yılında gündeme getirdiği iddiasını belgelendirmeye, aksi halde kamuoyundan özür dilemeye davet ediyoruz.

 

Özkan RONA

Şube Başkanı

 

 

Basın Metni için Tıklayınız.

Bu yazıyı sosyal medyada paylaş
Anasayfa - 3:56 pm A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

HABER LİSTESİ

  • 01
    AŞILAMA TAMAMLANINCAYA KADAR YÜZ YÜZE EĞİTİME ARA VERİLMELİDİR
    Covid-19 nedeniyle birçok öğretmenimizin,  öğrencimizin ve vatandaşımızın sağlık sorunları yaşadıkları hatta vefatla sonuçlanan süreçlerin yaşandığı bilinmektedir. Eğitimin yüz yüze yapılması gerektiği açıktır fakat evrensel, anayasal, yasal ve sonucunda insani bir hak olan sağlık ve yaşam hakkını tehlikeye atacak uygulamaların sonlandırılması riskin minimize edilmesi gerekir. Yüz yüze eğitimin devamı için tüm eğitim çalışanlarının zaman kaybedilmeden aşılanması […]
  • 02
    EĞİTİM ÇALIŞANLARINI AŞILAMAK İÇİN HALA NEYİ BEKLİYORSUNUZ? ÖLMEMİZİ Mİ?
    Salgın başladığından beri okullarla ilgili tek bir bilimsel çalışma yapılmadı. Risk haritaları çıkarılmadı. Defalarca okullar açılıp kapandı. Her seferinde tablo biraz daha ağırlaştı. Mutasyona uğrayan virüs, şimdi öğrencilerimizi de pençesi altına aldı. Yüz yüze sınav ısrarı bitmedi. Okullara ek ödenek verilmedi, öğrenci ve öğretmenlere yaygın, düzenli test yapılmadı. Pozitif vaka çıkan sınıftaki öğrenci karantinaya alındı […]
  • 03
    YÜZ YÜZE EĞİTİME GEÇİŞTE YETERLİLİK ARAŞTIRMASI
       Araştırmanın Tamamına Ulaşmak İçin TIKLAYINIZ  Araştırmanın amacı; ülkemizde “Uzaktan Eğitim” adıyla elektronik iletişim araçlarıyla 23 Mart 2020 ‘de başlatılan, salgın süresince çeşitli dönemlerde kesintiye uğrayan ve alınan son kararla 1 Mart 2021 tarihi itibariyle de yüz yüze eğitime geçme sürecinde, yeterli düzeyde önlem alınıp alınmadığı, eğitim emekçilerinin covid-19’a yakalanma, test yaptırma ve aşılanma oranını […]
  • 04
    EĞİTİM-İŞ`LİLERİN OLDUĞU HER İLKOKULDA ANDIMIZ HER SABAH OKUTULACAK!
    Her iki lafından birisi “milli” olan AKP’nin, milli duyguları pekiştirmesi, ulus olmanın değerini hatırlatması için okullarda okutulan Öğrenci Andı’nı siyasallaştırdığı yargı aracılığıyla kaldırması, Başöğretmen Atatürk’ün izinde olan biz Eğitim-İş’lileri durduramayacaktır. Sendikamız, tarihinden, öğretmenlik mesleğinin özünden, ilkelerinden ve en önemlisi Cumhuriyet’in değerlerinden aldığı güçle bir karar almıştır. Bilindiği üzere AKP’nin 2013’te bir yönetmelik değişikliğiyle okullardan Öğrenci […]
  • 05
    MUTFAKTA YANGIN VAR!
    -GIDA FİYATLARI MARTTA BİR ÖNCEKİ AYA GÖRE YÜZDE 2,5 ORANINDA ARTTI. -EN YOKSUL KESİMİN HARCAMALARININ EN AZ ÜÇTE BİRİNİ AYIRMAK ZORUNDA BULUNDUĞU GIDA HARCAMALARI BU YILIN İLK ÇEYREĞİNDE YÜZDE 9,2 ORANINDA, SON BİR YILDA İSE YÜZDE 29,2 ORANINDA ARTIŞ GÖSTERDİ.   Fiyat istikrarsızlığına karşı en korumasız durumdaki yoksul kesimin aile bütçesinin en az üçte birini […]